13th Şubat 2012

Alp Er Tunga Destanı / Efsanesi

Genel |

Alper Tunga Destanının Geniş Özeti

Türkler ile İranlıların uzun yıllardan beridir süren savaşları ve çekişmeler nihayetini İranlıların üstünlükleri ile tamamlanmış ve Türklerin geri çekilmesi ile barış havası hakim sürerken büyük İran padişahı Minüçehr’in ölümü ile ilişkiler tekrar gerilmiştir. İran padişahının ölümünden sonra zayıf düşen irana tekrar saldırmak ve intikam almak isteyen turan padişahı peşeng, tüm Türk birliklerini toplantıya çağırarak bu kararını duyurdu. Alp Er Tunda Peşengin oğludur. Aslan yürekli, uzun boylu , güçlü ve kaslı bir yiğitti Alp er Tunga Korkusuz ve gözü pek biri olduğundan atladı hemen öne ve Kanımızın intikamı için savaşmalıyız dedi. Türk padişahının diğer olu Minüçehr ise savaşa karşı çıkarak, iran padişahının ölmesiyle ordunun güç kaybetmeyeceğini bilakis bu savaşı yapmaları durumunda perişan olabileceklerini dile getirdi, babasının kendisine cevabı ise gecikmedi, Alp Er Tunga’nın yanında ol ve onu kolla, ki o aslanlarla güreşen yiğit ve cesur biri ve bu savaşı kaybetmeyecektir. Dedi. Böylelikle savaş hazırlıkları da başlamış oldu.

 Çok geçmeden Türkler Alper Tunga komutasında irana doğru harekete geçtiler. İki ordu ilk karşılaştıklarında eski bir geleneğide yaşatmış olacaklardı. Türk ordusundan kahraman Barman iran ordusuna yönelerek kendisine teke tek meydan okuyacak bir yiğit var mı diye sordu. Bu aslında çok eski bir gelenekti. Savaş meydanında iki ordudan iki yiğit kozlarını paylaşır, galip gelen asker düşman askerin şevkini ve cesaretini kırarak savaşta bir adım öne geçmenin çabasını güderlerdi. Ni tekim Barman’ın karşısına ilk etapta kimse çıkamamıştı. Barman genç ve kaslı, güçlü bir kahramandı. Çok geçmeden İran kumandanının kardeşi Kubat beliriverdi. Kubat yiğit bir asker olmasına rağmen genç değildi ve iran kumandanıda kendisini durdurarak savaşmamasını, Barmanın kendisinden genç ve kuvvetli olduğunu söyleyerek bu çabasından vazgeçirmeye çalıştı. Lakin Kubat’ı ikna edemedi. Er meydanına gelen iki savaşçı arasında ki fark hemen göze çarpıyordu. Türklerin askeri Barman iri yarı genç ve kuvvetli iken, İranlı rakibi Kubat ona göre yaşlı ve güçsüz dü. Türk Barman Kubata yönelerek yaşamak için biraz daha beklese kendisi için daha iyi olacağını, zira hiç şansının olmadığını söyledi. Kubat ise ben zaten dünyada göreceğimi görmüşüm, bundan gerisi fark etmez diyerek Barmana meydan okudu. İki yiğidin kapışması sabahtan başlayıp akşama kadar sürdü. Göğüs göğse çarpışmanın sonucunda zayıf düşün rakibini yere indiren barman, Türk ordusunu daha savaşmadan coşturmuştu. İranlılar kubatın yenilmesi ile saldıra geçmiş, Alp Er Tunganın ordusuna karşın uzun süren bir savaşın sonucunda iran ordusu dağılmıştı. İran padişahı bu yenilgi ilie geri çekilmişler, oğlunu göndererek kadınlarını zaye dağına kaçırmıştı. Türk ve iran orduları iki gün sonra tekrar birbirine girerek tekrar kapıştılar, İran ordusundaki zaiat o kadar çoktu ki, iran padişahı ve yanındakiler Dehistan kalesine sığınmak zorunda kaldırlar.

Alper Tunga bu seferde kaleyi kuşatarak iran padişahını esir aldı. B gelişmelerin ardından Kabil ülkesi padişahı Zal, İranlılara yardım etmek için harekete geçti. Büyük savaşlar yaşandı ve Türk ordusu geri çekilmek zorunda kaldı.

Bu durum karşısında çok öfkelenen Alp Er Tunga, tutsak bulunan İran padişahını öldürdü. Diğer tutsakları da öldürecekken kardeşi Alp Arız onu durdurdu ve tutsakları “Sarı”ya göndererek hapsettirdi. Kendisi de Dehistanda “Rey”e gelerek İran tacını giydi. İran ülkesinde padişah oldu. Fakat Sarıdaki tutsakların kaçmasına sebep olduğu için Alper Tunga kardeşi Alp Arızı öldürdü.

İran tahtına Zev geçtiği zaman iki ordu yine karşı karşıya gelip beş ay vuruştular. Kıtlık nedeniyle barış yapan iki ordu yenişememiş oldular.

İran padişahı Zey ölünce Alp Er Tunga yine İrana saldırdı. Kardeşi Alp Arızı öldürdüğü için babası kendisine dargındı. Fakat yeni İran padişahı da ölüp İran tahtı yine boş kalınca Turan padişahı Peşeng, oğlu Alp Er Tungaya yinede haber yolladı. Ceyhunu geçerek İran tahtına oturmasını bildirdi. İranlılar Türk ordusunun geleceğini duyunca korkup Zâl’e başvurdular. Zâl artık yaşlandığını söyleyerek oğlu Rüstemi yolladı. İki ordunun öncüleri arasındaki çarpışmada Rüstem Türkleri yenerek Keykubâdı İran tahtına çıkardı. Asıl orduların çarpışmasında ise Rüstem, Alp Er Tunga ile karşı karşıya geldi. Alp Er Tungayı yenecekken Türk bahadırları onu kurtardılar. Rüstem bir hamlede 1160 Türk kahramanını öldürdüğü için Türkler yenildiler. Ceyhunu geçtiler. Alp Er Tunga babasının yanına döndü. Babasını barışa inandırdılar ve barış yaptılar.

İran tahtındaki Keykayusu hiç sevmeyen Araplar bir gün içki sofrasında keykayusu rehin aldılar ve isyan çıkardılar. İrandaki bu karışıklıktan faydalanmak isteyen Alp Er Tunga büyük bir orduyla tekrar irana saldırdı. İç karışıklık sayesinde iran ordusunu bozguna uğrattı. İranlılar yine Zalden yardım istediler. Zal de keykavusu kurtarıp onuda yanına alarak Türklere saldırdı ve Alper Tungayı yenmeyi başardı. Alper Tunga ve az sayıdaki askeri geri çekilmek zorunda kaldılar.

 Bir gün İranın yedi ünlü pehlivanı Rüsteme, Turana giderek Alp Er Tunganın avlağında avlanmayı teklif ettiler. Serahs civarındaki bu avlağa gidip yedi gün kaldılar. Alp Er Tunga bunu duyunca ordusuyla geldi. Teke tek dövüşlerde Türk pehlivanları İranlılara üstün geldilerse de işe Rüstem karışınca yedi pehlivan ile birlikte Türk ordusunu dağıttı. Hâttâ az kalsın Alp Er Tunga da tutsak oluyordu.

Keykâvus İranda eğlenceler, aşk oyunları ile uğraşırken Alp Er Tunga Türk atlılarıyla ilerledi. Bu haber Keykâvusa geldi. Oğlu Siyâvuş ile Rüstemi Türklere karşı yolladı. Türk öncülerini yenerek Belh kalesini aldılar. Bu sırada kötü bir rüya görüp bunu tabir ettiren Alp Er Tunga beylerin fikrini de alarak İranlılarla barış yaptı. Onlara rehineler verdi. Buhara, Semerkand ve Çaç şehirlerini bırakıp “Gang” şehrine çekildi. Fakat bu barışı istemeyen Keykâvus, Rüsteme ve Siyavuşa kızıp kötü muamele ettiğinden Rüstem kendi ülkesine çekildi Siyâvuş da Alp Er Tungaya sığındı. Türklerin payitahtı olan Gang şehrine kadar büyük saygı görerek geldi. Kendini çok sevdirdi. Hatta Türk kahramanlarından “Piran’m kızı ile ve biraz sonra da Alp Er Tunga’nm büyük kızı olan güzel “Ferengis” ile evlendi. Piran’ın kızından bir oğlu oldu. Adım Keyhüsrev koydular. Bir müddet sonra, Siyavuşu çekemeyenler Alp Er Tungaya aleyhinde sözler söyleyerek aralarını açtılar. Siyâvuş öldürüldü. Bunun üzerine Rüstem yine ortaya çıktı. İlk çarpışmada Alp Er Tunga’nm oğlu “Sarka”yı öldürdüler. Alp Er Tunga bunun öcünü almak için bizzat yürüdü. Fakat savaşı İranlılar kazanarak onu Çin denizine kadar kaçırdılar. Rüstem Turanlıları nerede bulduysa öldürüp altı yıl Turanda kaldıktan sonra çekilip yurduna geldi.

Alp Er Tunga Turanın yakıldığını, Türklerin öldürüldüğünü görünce kan ağladı. Öç almaya and içti. Ordu toplayarak İrana girdi. Ekinleri yaktı. İrana hakim oldu. Kıtlık çıkarak İranlılar yedi yıl açlıktan kırıldılar. Bunun önüne geçip İranı kurtarmak için Keyhüsrevi Turandan kaçırdılar. Keykâvus, torunu Keyhüsreve tahtı bıraktı. Keyhüsrev, Alp Er Tungadan öç almak için ordusunu hazırladı. Fakat bu ordu daha Alp Er Tunga ile karşılaşmadan bozuldu. Keyhüsrev yine ordu yolladı. Türklerden Bazur adında birisi büyü yaparak dağ-lara kar yağdırdı. İranlıların elleri tutmaz oldu. Böylelikle İran ordusunu doğradılar. İranlılar yine Rüstemi yolladılar. Harikulade savaşlardan sonra Rüstem Türk ordusunu bozup Türk ordusunda bulunan Çin hakanını da tutsak etti.

Alp Er Tunga bu haberi alınca pek üzüldü. Uluları toplayıp danıştı. Bunlar: “Ne yapalım! Çin, Saklap orduları bozulduysa, Turan ordusuna bir şey olmadı. Anamız bizi ölmek için doğurdu” dediler. Alp Er Tunga hazırlığa başladı. Oğlu “Side” onun maneviyatını yükseltti. Bu savaşa Turan ordusu tarafından, Çin dağlarında oturan “Pülâdvend” adında bir Çin de ordusuyla iştirak etti. İran pehlivanlarını yendisye de sonunda Rüs-teme yenildi. Bunun üzerine Turan ve İran orduları çarpıştı. İranlılar kazandı. Alp Er Tunga kaçtı. Bun-dan sonra Keyhüsrev dünyanın üçte ikisine hakim oldu. Bir gün sarayında şarap içerken Turan sı-nırından İranlılar gelip Turanlıların kendilerine zarar verdiğini söylediler. Keyhüsrev bu işi hal-letmek için İran kahramanlarından “Bijen”i gön-derdi. Bijen sınırda ve Turan tarafındaki bir or-manda, yanındaki güzel kızlarla eğlenen “Menije”yi gördü. Menije Alp Er Tunga’nm kızıydı. Birbirlerini sevdiler. Menije onu Turana, sarayına götürdü. Alp Er Tunga bunu duyunca çok öfkelendi. Bijeni kuyuya hapsetti. Kızını da kovdu. İran padişahı genç kumandanının gelmediğini görünce yine Rüs-temi yolladı. Rüstem tüccar kılığında Türk pa-yitahtına kadar gitti. Bijeni kurtardığı gibi Alp Er Tungamn da sarayını basarak onu kaçırdı, Menijeyi İrana gönderdi. Alp Er Tunga ise yeniden ordu yı-ğarak yürüdü. İran ordusunun arkasında “Bisütun” dağı vardı. Yine Rüstemin sayesinde İranlılar bu sa-yaşı kazandılar. Alp Er Tunga, Karluğa kadar kaçtı. Beylerine dedi ki: “Ben dünyaya buyruğumu geçiriyordum. Minuçehr zamanında bile İran Tu-rana denk olamamıştı. Fakat bugün İranlılar ha-yatımı sarayımda bile tehdit ediyorlar. İyi bir öç al-mayı düşünüyorum. Bin kere bin bir Türk ve Çin ordusuyla yürüyelim”. Toplanmağa başladılar. Fakat bizzat Alp Er Tunganm iştirak etmediği ilk savaşı İranlılar kazandılar. İran padişahı asıl Alp Er Tungayı yok etmek istiyordu. Yeniden her yandan ordular toplayarak ilerledi. Alp Er Tunga bin kere bin ordusunun üçte ikisini toplamıştı. “Beykend” şehrinde oturuyordu. Karargahında pars de-risinden çadırlar vardı. Kendisi altınlı ve mü-cevherli bir taht üzerinde idi. Karargahın önünde birçok kahramanların bayrakları dikili idi. İleriye gönderdiği ordunun bozulduğunu duyunca başı döndü. Oç almadan dönmemeye and içti. Oğlu “Kara Han”a ordusunun yarısını vererek Buharaya gönderdi. Oğullarından Side (ki asıl adı Peşeng idi), Cehen, Afrâsiyab, Girdegir ve oğlu “İla”nın oğlu Güheyla bu orduda idiler. Çigil, Taraz, Oğuz, Karluk ve Türkmenler çerisini teşkil ediyordu. İki ordu karşılaşınca ilk önce İran Padişahı Key-hüsrevle Alp Er Tunganın oğlu Side teketek dö-vüştüler. Side öldü. Alp Er Tunga duyunca saç-larını yoldu. Ertesi gün iki ordu akşama kadar savaşıp ayrıldılar. Daha ertesi gün yine çarpışıldı. Alp Er Tunga kükremiş gibi saldırıyordu. İranın büyük pehlivanlarından birkaçını öldürdü. Key-hüsrevle Alp Er Tunga karşı karşıya geldiler. Fakat Turan pehlivanları onun İran padişahıyla dö-vüşmesini istemeyerek atının dizgininden tutup geri götürdüler. O gece Alp Er Tunga ordusunu alıp Ceyhun’un ötesine geçti. Kara Hanın ordusuyla birleşip Buharaya geldi. Biraz dinlendiler. Sonra payitahtı olan Ganga geldi. Bu şehir cennet gibiydi. Toprağı mis, tuğlaları altındı. Her yerden ordular çağırdı. Bu sırada casusları Keyhüsrev Cey-hunu geçti diye bildirdiler. Keyhüsrev ilk önce Suğda geldi. Bir ay kalıp itaate aldı. Yine ilerledi. Türkler İranlılara su vermiyorlar, ordunun ar-kasında yalnız kalmış İranlı bulurlarsa öl-dürüyorlardı. Keyhüsrev de önlerine çıkan saray, kale, erkek, kadm ne bulursa yok ediyordu. İki ordu “Gülzariyun” ırmağı kıyısında karşılaştılar. Birbirine girdiler. Alp Er Tunga’nm ordusundan Keyhüsreve korku gelmişti. Ordunun arkasına çe-kilip Tanrıya yalvardı. Derhal bir fırtına kopup toz-ları Turan ordusuna doğru atmaya başladı. Türkler bozuldular. Fakat Alp Er Tunga kaçmak isteyenleri öldürerek ordusunu durdurdu. Dönüp yine sa-vaştılar. Gece çökünce iki ordu ayrıldı. Alp Er Tunga ertesi günü yine çarpışacaktı. Fakat ken-disine gelen bir haberci oğlu Kara Hanın or-dusundan yalnız Kara Hanın sağ kaldığını bildirdi. Bunun üzerine ağırlıklarını bile toplamadan hızla ordusu ile çöle atıldı. Rüstemi vurmak istiyordu. Keyhüsrev bunu Rüsteme bildirdiği gibi kendisi de onun ardına düştü. Alp Er Tunga, Ganga gelip Rüsteme baskın yapmak istediyse de onun tetikte ol-duğunu görerek vazgeçti. Şehre girdi. Bu kalabalık şehrin kalesi o kadar yüksekti ki üstünden kartal bile uçamazdı. İçinde yiyecek boldu. Her köşesinde kaynaklar, havuzlar vardı. Havuzlar bir ok atımı boyunda ve eninde idi. Güzel bahçeleri, saraylarıyla bir cennetti. Alp Er Tunga ordusuyla Ganga kapandı. Çin padişahına da mektup yazıp yardım diledi. Keyhüsrev de ordusuyla gelerek Rüstemle birleşti. Kalenin çevresine hendekler kaz-dırdı. Odunlar yığıp katranla ateş verdiler. Du-varlar yıkıldı. Şehire hücumla girdiler. Herkesi öl-dürdüler. Alp Er Tunga sarayının altındaki gizli yoldan 200 beyi ile kaçarak kurtuldu. Çin pa-dişahının yanma gitti. Çin hakanı büyük bir ordu hazırlamıştı. Bunu duyan Türkler her taraftan Alp Er Tunga’nm yanına gidiyorlardı. Keyhüsrev Ganga bir kumandan bırakıp Alp Er Tunga’nın üzerine yürüdü. Karşılaştılar Alp Er Tunga ona bir mektup yazarak insanlardan uzak ve kendisinin beğeneceği bir yerde teketek dövüşmeyi teklif etti. Keyhüsrev kabul etmedi. O gün iki ordu akşama kadar çarpıştı. Gece olunca Keyhüsrev ordusunun önüne hendekler kazdırdı. Bir kısım kuvvetlerini Türk ordusunun gerisine gönderdi. Türkler gece baskını yapıp hendeğe düştüler. Arkalarındaki kuvvetler de pusudan çıktı. Türk ordusunu yendiler Alp Er Tunga kalan çerisiyle çöle çekildi. Keyhüsrev Ganga döndü. Çin padişahı da Keyhüsrevden korkarak ona elçi gönderdi. Keyhüsrev, Alp Er Tunga’yı bir daha yanma almamak şartı ile onunla barıştı. Alp Er Tunga bunu işitince perişan bir halde çöle çekildi. Zere denizine geldi. Bu, ucu bucağı olmayan bir denizdi. Orada bir gemici vardı: “Ey padişah! Bu derin denizi geçemezsin. 78 yaşındayım. Bunu bir geminin geçtiğini görmedim” dedi. Alp Er Tunga, “Tutsak olmaktansa ölmek yeğdir” diye cevap verdi. Bir gemi yüzdürttü. Binip yelken açtılar. “Gangidiz” şehrine vardılar. Alp Er Tunga orada “Geçmişi düşünmeyelim. Talih yine bana döner” diyerek yatıp uyudu. Keyhüsrev, Alp Er Tunga’nm suyu geçtiğini haber aldı. Hazırlıklar yaparak bir takım ülkeleri aldıktan sonra Zere denizinin kıyısına geldi. Yedi ayda denizi geçtiler. Gangidizi aldılar. Bulduklarını kestilerse de Alp Er Tunga gizlici kaçtı. Keyhüsrev buradan Turanın pa-yitahtı olan Ganga geldi. Alp Er Tunga’yı soruşturdu. Kimse bilmiyordu. Halbuki bu sıralarda o yiyeceksiz, içeceksiz dolaşıyordu. Kayalık bir nıyordu. Bu sözlerin Türkçe olmasından yadağın tepesindeki bir mağarayı kendine ev yap bancının kim olduğunu anlayan Hûm ona hücummıştı. Bu mağarada insanlardan uzak yaşayan ederek tutsak etti. Fakat o yine kaçarak suya atıldı.

“Hûm” adında biri vardı. Bir gün mağarada bir ses Keyhüsrev bu işi duydu. Hile ile Alp Er Tunga’yı işitti. Alp Er Tunga kendi kendine talihine ya sudan çıkararak öldürdüler.


   


Bu konu www.okulevi.com tarafından 17:50 Pazartesi, Şubat 13th, 2012 de Genel kategorisinde oluşturulmuştur. Bu konuyu sitenizde yayınlamak için RSS 2.0 yi tıklayın. Konu ile ilgili yorumlarınızı üyelik ve ücret gerekmeden aşağıdan yapabilirsiniz.

There is currently one response to “Alp Er Tunga Destanı / Efsanesi”

Why not let us know what you think by adding your own comment! Your opinion is as valid as anyone elses, so come on... let us know what you think.

  1. 1 On Şubat 17th, 2012, serkan said:

    bu bir türk eseri değil… fars eserinde anlatılan alper tunga ve bu eserlede bunları bize okutturarakta iranlılar türklerden o zamanın öcünü aldılar

Cevap Yaz

Adresiniz