19th Şubat 2012

İlk Türkler’de Bilmeceler ve Örnekleri

Genel |

TARİH ÖNCESİ TÜRKLERDE BİLMECELER VE ANALİZİ

İlk Türklerden itibaren gelişen ve kullanımı günümüze kadar binlerce motifle süslenmiş bilmeceler, büyükbabalardan torunlara, kuşaktan kuşağa yayılmaya devam etmektedir. Kültürümüzden, dilimizden ve atalarımızdan onlarca bilgi ve birikimi yansıtan bilmeceler, anonim olduğundan yazılı bir edebiyat türü değildir. Tarihsel gelişimi, dil farklılıkları ve başka toplumlarla olan etkileşimi akarsu misali günümüze taşıma görevini sürdürmektedir bilmeceler.

Uygur Türklerinde bilmece çok eski tarihlere dayanır. “Bilmece”ye Azerbaycanlılarda tapmaca, Kırgızlarda tapışmak, Tatarlarda tapişmak, Başkurtlarda yumak, Türkmenlerde tapmaça, Tuvalarda tıvızık, Moğolcada tagaburi, Uygur Türklerinde ise tepişmak denmektedir. Tepişmak kelimesi anlamından da belli olduğu gibi ‘bulmak’, ‘düşünmek’, ‘aramak’ demektir. Bilmeceler şekil bakımından oldukça kısa olup, ata sözü ve deyimlere benzemektedir. Ancak anlam bakımından farklıdırlar.

Bilmecelerin atasözleri ve deyimlerle benzerlikleri vardır. Yani tarihî süreç içersinde, sürekli yenilenerek gelişmiştir. Toplumun gelişmesiyle ortaya çıkan yenilikler bilmecelere de yansımıştır.

Genel anlamda söylersek bilmecelerin yaratıcıları halktır. Bundan dolayı bilmeceyi aslında halk edebiyatı inceler. Bunların dışında halk arasında bilmece yaratan kişiler de bulunmaktadır. Bazı yazar ve şairler halk arasındaki bilmecelerden yararlanarak yeni bilmeceler yaratır ve geliştirir.

Eski Uygur şiirlerine bakacak olursak, bazı şiirlerin muğamme (anlamı gizli olan) şeklinde yazıldığını görürüz. Bu da eskiden beri Uygurlarda bilmecenin mevcut olduğunu aynı zamanda edebi eserlere kadar sindiğini ortaya koyar.

Bilmece kendine özgü özelliğe sahip olan bir edebî türdür. Çünkü bilmece, halkın yüksek zekâsını ifade eden bir edebî vasıtadır. Bilmece aracılığı ile kişiler kendi zekasını test eder; böylece kişiler bağımsız tefekkür yeteneklerini geliştirir. Belli bir anlamda ele aldığımız zaman, bilmeceler sağlam bir esasa dayalı benzetmelerden oluşmuş olup, o yüksek tasavvur ile tipik tefekkürün ürünüdür. Bundan dolayı bilmeceler çocuk edebiyatının önemli bir kısmını oluşturur. Bilmecelerin amacı çocukların zihnini açmak ve zekâsını geliştirmektir.

Gençlik toplumun temel direğidir. Gençleri eğitmenin çeşitli yolları vardır ki, Uygur Türklerinde bunların başında bilmeceler gelir. Çocukların eğitiminde bilmecelerin rolü oldukça önemlidir, çünkü çocuklar bilmeceleri severler. Böyle olmasının başlıca sebebi, bilmecelerin dilinin basit ve kolay anlaşılır olmasıdır. Bunların dışında insanları edebiyatın diğer türlerine nazaran daha çok cezb etmektedir. Bu nedenle 4-5 yaşında bir çocuk bile bir bilmeceyi duyar duymaz ilgi gösterir ve kolaylıkla hafızasına yerleştirir. Bu, bilmeceler sadece çocuklar için anlamına gelmez. Uygur Türklerinde yaşlıların da oturup birbirine bilmece anlattığını görmek mümkündür. Bunların hepsi bilmece sanatının halkın arasında çok yaygınlaşmış bir tür olduğunu göstermektedir.

Bilmeceler kişilerin, zekâsını güçlendirmenin yanı sıra, düşünme yeteneğini de arttırmaktadır. İnsanların topluma ve nesnelere olan sevgisini güçlendirir. Kişileri, nesnelerin hususiyetlerini anlamaya teşvik eder. Gerçi bilmecelerdeki siyasî düşünce halk edebiyatının diğer türlerinde olduğu gibi koyu olmasa da, yine de hafif de olsa siyasî düşünceleri barındırmaktadır.

Örneğin, eski dönemlere ait olan bilmecelerden

Bayning balisi tülke tumakçan – U neme? ‘Zenginin çocuğu tilki derisinden yapılmış kalpaklı – nedir?’ (Komuş ‘kamış’)

bilmecesi aracılığıyla bir taraftan tilki derisinden yapılan kalpakları sadece zenginlerin giyebildiğini ifade ederken, diğer taraftan, bilmecenin cevabı aracılığı ile zenginlerin kamış gibi çürük, dayanıksız olduğunu dile getirmektedir.

Üç bürciki bar uning, räñgi otqaş qan uniñ, bir märkäzgä çigilgän, äldä nami bar uniñ, yeqin dosti ösmürniñ, aña işqim bar meniñ (galistuk), ‘Üç köşesi var onun, rengi kırmızı kan onun, bir yere düğümlenmiş, yakın dostu çocuğun, ona aşkım var benim’

gibi bilmecelerde halkın bir takım olaylara olan görüşü net bir şekilde ifade edilmiştir.

Özellikle yeni dönemde ortaya çıkmış bilmecelerde bir takım konular daha net bir şekilde dile getirilmiştir. Örneğin,

Birnärsä bar qatmu-qat, bilmigänni bildürär, ägär uni dost tutsañ muradiñğa yetkuzär (kitap) ‘Bir şey var kat kat, bilmediğini bildirir, eğer onu dost tutarsan muradına erdirir’.

Bir mähsulat bar ikän, uning äsli qar ikän, u bolmisa canliqlar, halak ikän-xar ikän, tizginlänsä uniñğa nazu-nimät bar ikän (su) ‘bir mahsul varmış, onun aslı karmış, o olmaz ise, canlılar helak olurmuş, eğer dizginlenirse nimet onunla bol olurmuş.’

Uygur Türklerindeki bilmeceler anlam bakımından ata sözü ve deyimler gibi, çok yönlü özelliğe sahiptir. Genellikle sosyal olaylardan doğa yaşamındaki nesnelere, bütün kainattaki nesne ve canlılarla ilgili hadiselere yer verir. Dünyadaki farklı nesne ve canlıların özelliğine göre çeşitli bilmeceler ortaya çıkmıştır. Örneğin,

Bir özi miñ közi (ğelvir) ‘özü bir gözü bin’

Teşi ozuq, içi qozuq (cigde, iğde) ‘dışı azık içi kazık’

Pakar pakar boyi bar, yättä qävät toni bar (Piyaz ‘soğan’) ‘kısa kısa boyu var, yedi kat donu var’

Yukarıdaki bilmeceler, nesnelerin özelliğine göre ortaya çıkarılmıştır.

Beşi yoğan qapaqtäk, puti inçikä sapaqtäk, üçiyi qosaq teşida, quliqi puti beşida? (dutar) ‘başı büyük kabak gibi, bacağı ince sap gibi, bağırsağı karnının dışında, kulağı ayağının ucunda’

 

Anisi oñda yatidu, balisi piltiñlaydu? (Aşhana, noğuç ‘oklava’)

Ağzida yüzläp çişi, birni ikki qilmaq işi (härä ‘arı’) ‘ağzında yüzlerce dışı, biri iki yapmak onun işi?

Bu bilmeceler nesnelerin şekli ve hareketlerine göre üretilmiştir. Canlandırma vasıtasıyla cansız nesneleri canlandırmışlardır. Demek Uygur halk bilmecelerinin çoğu taklit etme suretiyle yapılmıştır.

Bilmeceler kişilerin günlük yaşantısında ortaya çıkan kuralları esas alarak soyut olayları somutlaştırır ve kişilere sunar. Örneğin,

Bir tüp däräx 12 şax, ottuz yopurmaq bir yüzü qara, bir yüzü aq? (yil, ay, keçä, kün, keçä ve kündüz) ‘Bir tane ağaç 12 dal otuz yaprak, yaprağın bir yüzü kara bir yüzü ak?’

Sanduqumda ciq oq, ätisi qopsam birimu yoq (yultuz ‘yıldız’) ‘sandığımda çok ok, sabah kalksam biri bile yok?’

Bu bilmeceler metaforlaştırma suretiyle yapılmıştır. Yani yıla göre ağaç, aya göre ağaç dalı, güne göre ağacın yaprakları, yıldıza göre mermi metaforlaştırılmıştır.

Genelde mevcut nesnelerin belgeleri çeşitli olduğundan dolayı, bilmecelerde metaforlaşmanın şekilleri de çeşitli olur. Bundan dolayı nesnelerin çok yönlü özelliklerini bilmeden bilmeceleri doğru cevaplamak mümkün değildir. Ayrıca bilmeceleri yaratan kişilerin de halk yaşantısını iyi bilmesi şarttır. Böyle olursa eğer bilmeceler daha somut ve gerçekçi olur.

Bilmecelerdeki nesnelerin, benzetildikleri varlıklara mümkün olduğu kadar anlam bakımından da yakın olmasına dikkat etmek gerekir. Uygur Türklerindeki bilmeceleri incelediğimiz zaman bu konuya fevkalâde önem verildiğini görürüz. Örneğin,

Bir öygä kirsäm beli bağlağliq qiz olturuptu (süpürge) ‘bir eve girsem, beli bağlanmış bir kız oturur’

Bu bilmecede süpürge kıza benzetilmiştir. Gerçekte kız süpürgeye benzemezse de, ayrıntılı düşündüğümüz zaman kız ile süpürge arasında mantık bakımından bir bağlantı var, çünkü Uygur Türklerinde süpürgeyi genelde kızlar kullanırlar. Bundan dolayı bu bilmeceyi bir Uygur Türküne sorduğumuz zaman tereddüt etmeden ‘süpürge’ diye cevap verirler.

Toplumun gelişmesini takiben, kişilerin yaşam tarzının da değişmesiyle, insanların çevreyi tanıma kabiliyetinde de değişiklikler ortaya çıkar. Bu durum yeni bilmecelerin ortaya çıkmasını sağlar. Bunundan şunu anlamak mümkün ki, bilmeceler içerik bakımından sürekli zenginleşerek genişler. Farklı tarihi dönemlerde ortaya çıkmış olan bilmeceler, o tarihi dönemin olaylarını yansıtır. Örneğin, radyo, uçak, gemi, buğday biçer-döver, elektrik, saat ve araba gibi şeyler yakın çağ ürünleri olmasına rağmen, keşfedildiği zaman o dönemin bulmacılarına yansımıştır. Meselâ,

Yultuzmikin demäñlar, ‘Yıldız mı acaba demeyin,

Yiraq ämäs yultuzdäk. ırak değil yıldız gibi

Yultuzlardäk nur çaçsa, yıldız gibi ışık saçarsa

Keçä bolar kündüzdäk. gece olur gündüz gibi.’ (Elektrikli lamba)

Gah üstäldä gah tamda, ‘Kah masada, kah duvarda,

Gah biläktä gah yanda, kah bilekte kah cepte.

Çikildaydu yeqimliq, Tık tık eder güzelce,

Keräktur härqaçanda. Gereklidir her halda.’ (saat)

Özi mañar izi yoq, ‘kendi yürür izi yok,

Mañliyida közi yoq. alnında gözü yok’ (geme)

Yeşil kimhap yepiğliq, ‘Yeşil kumaşla örtülmüş,

Bir-birigä çetiğliq. biri diğerine bağlanmış,

Löm-löm uning karviti, yumuşaktır onun yatağı,

Yoloçilar yetiğliq. yolcuları yatılı,

Yol üstide puşkurup, yol üzerinde bağırarak,

Şamal käbi çepiğliq? gider rüzgar gibi koşarak.’ (tren)

Söyüp deñiz betini, ‘deniz yüzünü öperek,

Yerip dolqun qetini, dalgalarını köpürterek,

Yeqin qilar wetengä, yakın eder vatana,

Deñiz-okyan çetini. Deniz ile okyanusu

Eğir yüktin qorqmaydu, Ağır yükten korkmaz

Oylap tepiñ etini? Bulun onun adı ne?’ (yük gemisi)

Yol mañmaysän yiraqqa, ‘yol gitmezsin ırağa,

Alsañ derhal qulaqqa. alırsan hemen kulağa,

Javap kelär şu haman, cevap gelir anında,

Sän soriğan soraqqa. senin sorduğun soruya,

Oxşaş uniñ suriti, denmektedir benzer onun sureti

Şähär sähra häm tağqa? şehre, köye ve kasabaya’ (telefon)

Bilmecelerin edebî şekillerine gelince, Uygurlarda bilmece, bir tür küçük şiir olarak görülür. Bilmecelerde genellikle şiirlerdeki özelliklerin çoğu mevcuttur. Bilmecelerde benzetme, karşılaştırma, taklit, metafor ve abartma gibi edebî vasıtalardan yararlanılmıştır. Yani bilmeceler edebi yapı bakımından nesnelerin ayrıcalıklı ve genel özelliklerine dayanır. Meselâ,

Kiçik çeğida töt putluq, çoñ bolğanda ikki putluq, qeriğanda üç putluq, u nemä?

 

Bu bilmece insanların doğup, büyüyüp, yaşlanıp sonunda ölmesinden ibaret özellikleri ifade etmekle birlikte, çocukluk, gençlik ve yaşlılık döneminde insanlara has olan bir özelliği de belirtmektedir.

Uygur Türklerindeki bilmecelerde ‘bu kim?, bu ne?’ denilen gizli sorulara cevap aranır. Bilmecelere verilen cevap, anlatılan tiplemeler aracılığıyla verilir. Bilmecelerdeki önemli tiplemeler metafordan ibarettir. Meselâ,

Teşi sirlağliq, içi mixlağliq – u nemä? ‘Dışı sırlı içi mıhlı – nedir?’ (anar ‘nar’)

Tayaq, tayaq üstidä mayaq? (ay çiçeği)

Dadisi tolğimaş bovay, balisi şirin-şekär? ‘Atası yaşlı dede, çocuğu şirin şeker’ (üzüm)

Aş yemeydu müşüküm, su içmeydu müşüküm, tava-durdun üstidä, yorğilaydu müşüküm? ‘Aş yemez püsüğüm, su içmez püsüğüm, ipek atlas üstünde koşar durur püsüğüm’ (däzmal, ‘ütü’)

Yukarıdaki bilmeceler nesnelerle kıyaslanarak anlatmak suretiyle ortaya konulan metaforlar aracılığıyla ifade edilmiştir.

Yine bazı bilmecelerde nesnelerin dış görünüşüne bakılmaksızın, nesnenin durumu ve hareketi esas alınmıştır. Meselâ,

Uzun kätkän bir kimir,

Tuñliki micir-micir,

Ayiqida gül eçilur,

Beşi şortañliq idir? (kariz)

 

Kömsäm kömülmäs, täpsäm tävrimäs, mañsam mañidu, tursam turidu? ‘Gömsem gömülmez, tepsem tepilmez, yürürsem yürür, durursam durur’. (sayä ‘gölge’)

aq kemä, appaq kemä,

suda üzär bu kemä.

Seriq tumşuq käñ tapan,

Eytiñlarçu bu nemä?

‘Ak gemi apak gemi,

suda yüzer bu gemi,

burun sarı, taban geniş,

söyle bakayım bu nedir? (ördek)

U kaçitimğa uridu,

Bu kaçitimğa uridu,

Män hiç guna qilmisam

Meni nemişqa uridu? (ägläk)

‘o yanıma vurur,

bu yanıma vurur,

bilmem günahım ne,

bana neden vurur?’ (‘elek’)

Tirik berip ölüktin nan soraydu,

Ölük qopup tiriktin can soraydu? (qapqan)

diri ölüden ekmek sorar,

ölü diriden can sorar. (kapan)

Qosiqidin yäp, dümbisidin çiqiridu – u nemä? (rändä) ‘Karnından yer, sırtından çıkarır, bu nedir?’

 

Bazı bilmeceler birkaç bölümden oluşmuştur. Bunların bir kısmı anlam ifade etmeyen, sadece kafiye ihtiyacı için eklenen bölümlerden ibarettir. Bu bölüm, bilmeceleri daha da çekici yapar. Bu tip bilmecelere cevap verirken, anlam ifade eden bölüme dikkat etmek gereklidir. Meselâ,

Holo-holo alamät, içi qizil qiyamät? (tonur ‘tandır’)

‘yandır yandır alamet, içi kızıl kıyamet’

Bilim-bilim-bilimat, beli sunuq toruq at? (çümülä ‘karınca’)

‘Bilim-bilim-bilimat, beli kırık doru at?

Töt lap-lap, ägri saplap,

İkki diñ-diñ, bir şip-şip? (tögä ‘deve’)

Yapir, boyni kir, ağzi ikki, tüvi bir (ivriq, ‘ibrik’)

‘boynu kirlidir, ağzı iki deliklidir, karnı birdir’

Axşimi kelidu läk-läk,

Ätisi ketidu säk-säk? (tuñluk yapquç)

Uygur Türklerindeki bilmeceleri incelediğimiz zaman, bilmecelerde ele alınan nesne iki şeyden oluşmaktadır. Bunların biri insanlar ve nesneler, diğeri ise doğal ve toplumsal hadiselerdir. İnsan ve nesneleri konu alan bilmeceler olayları konu alan bilmecelere nazaran daha fazladır. Özetle bilmecelerde cansız nesneler canlandırılmak suretiyle, olaylar insanların kafasında canlandırılır. Fakat bilmecelerde edebi türlerde olduğu gibi tiplemelerin yaratılması istenmez. Günlük hayatta karşılaştığımız nesnelerin özellikleri farklı olduğundan dolayı, bilmecelerdeki anlatma türleri de farklıdır. Diğer bir bakımdan kişilerin hadiselere bakışı da farklıdır. Çünkü bazı kişiler nesnenin dış görüntüsüne bakarak bilmece türetirken, bazı kişiler ise nesnenin içeriğine bakarak bilmece türetir. Bundan dolayı Uygur Türklerindeki bilmecelerin varyantları oldukça fazladır.

Meselâ, “nar” ile ilgili üç tane bilmece türetilmiştir:

        1. teşi sirlağliq, içi mihlağliq. ‘Dışı sırlı, içi mıhlı’

        2. kiçikkinä sanduqçä, içidä ciq ügünçä. ‘küçücük sandık içinde pek çok tohumcuk’

        3. Kiçikkinä dombulaq, içi tola qumbulaq. ‘küçücük yuvarlak, içi dolu tombalak,

 

“Kalem” ile ilgili olan bilmecenin beş tane varyantı vardır: Meselâ,

        1. özi bir ğeriç, tili miñ ğeriç? ‘boyu var bir karış, dili var bin karış’

        2. özi oruq, uçi yoruq, muzda yügräydu? ‘özü arık, ucu yarık, buzda kaydırık’

 

        3. Puti yoq mañidu, tili yoq sözleydu? ‘ayağı yok ama yürür, dili yok ama konuşur’

        4. Kiçikkinä sapinim bäş at uni tartidu? ‘küçücük sabanım var, çekecek beş atım var’

        5. Appaq yärgä rät bilän räñlik uruq salidu?

 

“Yumurta” ile ilgili olarak üretilen üç tane bilmece tespit ettik.

        1. appaq yumulaq bir kora, içidä ikki hil dora?

        2. Dop dögiläk bir quta, otqa salsam muz tuta? ‘yusyuvarlak bir kutu, ateşte buz tuttu’

        3. Ölüktin tirik çiqti, tiriktin ölük? ‘ölüden diri çıktı, diriden ölü çıktı’

 

Uygur Türklerindeki bilmecelerde edebî şekil bakımından kalıplaşmış bir ölçü tespit edilmesi mümkün değildir. Ancak asırlardan beri toplumun gelişmesi ile bilmecelerin yapısında da Kabalıktan kibarlığa doğru bir gelişme olmuştur. Özellikle çağımızda ortaya çıkmış olan bilmeceler daha da mükemmel şiirsel özelliklere sahiptir.

Bazı bilmeceler, şekil bakımından hikâye özelliğine sahiptir. Bu tip bilmeceler Uygur Türklerinde çöçeklik tepişmaqlar diye adlandırılır. Bu tip bilmecelerin ifade şekli biraz farklıdır, kişilerin mantıklı düşünmesine yardımcı olur. Meselâ,

Burunqi zamanda,

Biraq çöl bayavanda,

Birlişip, bir atqa,

Bir är bir qiz miniptu.

Bu kim? – däp sorsa,

Şundaq javap beriptu:

Cenimniñ canasi, yürikimniñ säkparisi, bu adämniñ anisi, meniñ anamniñ qeynanisi. Qeni oylap beqiñlar, ular zadi qandaq tuğqan? (ata-bala). ‘Geçmiş zamanda uzak bir çölde, beraberce bir ata bir erkek, bir kız binmiş, bu kim diye sorunca şöyle cevap vermiş, canımın canı, yüreğimin parçası, bu adamın anası olur anama kaynana, bulun bakalım bunlar nasıl akraba?’

Cevabını matematik vasıtasıyla hesaplayarak verilmesi gereken bilmeceler de yukarıdaki gibi özelliklere sahiptir. Meselâ,

Toxu toşqan qiriq sekkiz, ‘Tavuk ile tavşan kırk sekiz,

Putliri yüz säkkiz, toxu qançä, toşqançu? Bacakları yüz sekiz, tavuk kaç, tavşan kaç?’

Kelip çüşti on bäş ödäk kölçäkkä,

Zayit çiqip miltiq atti ödäkkä,

Bir pay oqta yiqiliptu altisi,

Hayat qaldi şu kölçäktä qançisi?

 

Erkin Emet Uygur Türklerinde Bilmece 159

Töt buluñda töt müşük, här müşükniñ aldida,

Üçtin müşük, hämmisi kançä müşük? vb.

Uygur Türklerindeki bilmecelerin edebî yapısı bakımından diğer milletlerin bilmecelerine benzemeyen diğer bir özelliği ise, Uygur alfabesinin özelliklerine göre üretilmiş olanlardır. Bu tip bilmecelere sadece Uygurcanın bütün özelliklerini bilenler cevap verebilirler. Meselâ,

‘sän’dä birla, ‘män’ dä birla,

izlisäm ‘aläm’dä yoq.

‘şam’ğa berip üçni taptim,

‘misir’ğa kälsäm birimi yoq-u nemä?

Bei jingdin alsam toqquz yañaq,

Ürümçide kaptu üçla yañaq? (Uygur yazısındaki noktalardan bahsediyor)

Bir boğumdin tüzülgän,

Üçlä härp qoşulup.

Änä yürär aldiñda

Meydan ara yügürüp. (top-t, ve p)

“biri” dividim ikki tağ uruşti,

“ikki” dividim yiraq turuşti? (kalpuk ‘dudak’)

“igiz bilän päs”niñ

otturisida nemä bar? (bilän ‘ile’ sözü)

Yukarıdaki bilmecelerden şunu anlamak mümkün ki, Uygur Türklerindeki bilmeceler edebî şekil bakımından çok çeşitlidir. Bunlarda edebî vasıtalar ustalıkla kullanılmıştır. Bundan dolayı tarihten günümüze kadar bir çok halk bilimcileri, folklorun diğer türleri gibi bilmecelere de önem vermişlerdir.

Doğu Türkistan’da özellikle 1978’den sonra halk bilimcileri bilmeceleri toplayarak kitap hâline getirmişlerdir. Ayrıca bu konuyla ilgili çok sayıda makale yayımlanmıştır.

Kaynaklar

KAŞGARİ, Mahmut, (1983). Türkiy Tillar Divani, III, Ürümçi: Şin Jiang Helk Neşriyati.

RAHMAN, Abdulkerim, (1989). Uygur Folklori Hekkide Beyan, Ürümçi: Şin Jiang Helk Neşriyati.

SİÇİN, Liu, “Uygurlarning Örp-Aditi”, Şin Jiang Yaşlargi Dergisi, :9.

ZUNUN, Mehmet, (1981). Uyğur Helk Eğiz Edebitining Asaliri, Ürümçi: Şin Jiang Helk Neşriyati.

 

 


   


Bu konu www.okulevi.com tarafından 09:48 Pazar, Şubat 19th, 2012 de Genel kategorisinde oluşturulmuştur. Bu konuyu sitenizde yayınlamak için RSS 2.0 yi tıklayın. Konu ile ilgili yorumlarınızı üyelik ve ücret gerekmeden aşağıdan yapabilirsiniz.

Cevap Yaz


Toplam 1 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.1