Yazar ve Şair Orhan Şaik Gökyay’ın Hayatı ve Eserleri

ORHAN ŞAİK GÖKYAY’IN HAYATI / ÖZGEÇMİŞİ

16 Temmuz 1902′de Kastamonu İnebolu’da doğdu. 1994′te İstanbul’da yaşamını yitirdi. Ortaöğrenimini Aydın ve Kastamonu’da tamamladı. 1922′de Ankara Muallim Mektebi’ni bitirdi. Bir süre ilkokul öğretmenliği yaptı. Ardından 1927′de Kastamonu Lisesi’nden, 1930′da İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden diploma aldı. Çeşitli liselerde edebiyat öğretmenliği yaptı. 1939′da Ankara Musiki Muallim Mektebi’ne müdür olarak atandı. 1947-1951 arasında Galatasaray Lisesi’nde öğretmenlik, 1951-1954 arasında İngiltere’de öğrenci müfettişliği ve kültür ateşeliği yaptı. 1960-1962′de Londra Üniversitesi’nde Türk dili okutmanı olarak çalıştı. 1969′da İstanbul Eğitim Enstitüsü’ndeki edebiyat öğretmenliği görevinden emekliye ayrıldı. 1984′ten sonra Marmara ve Mimar Sinan üniversitelerinde divan edebiyatı dersleri verdi. Aruzla yazdığı ilk şiirleri Kastamonu’da yayınlanan “Açıksöz” dergisi ile Balıkesir’de kendisinin yayınladığı “Çağlayan” dergisinde çıktı. Ardından hece veznine döndü. Önceleri âşık tarzına uygun, çoğunlukla ulusal konuları işleyen lirik şiirler yazdı. 1940′lardan sonra edebiyat tarihi, folklor ve halk edebiyatı araştırmalarına yöneldi. Eski metinleri inceledi, eklediği notlarla birlikte sadeleştirilmiş basımlarını hazırladı. Kendi şiirlerini kitap olarak yayınlamadı. Yalnızca 5 şiirini İngilizce çevirileriyle birlikte Birkaç Şiir-Poems kitabında topladı.

ORHAN ŞAİK GÖKYAY’IN ESERLERİ

ŞİİR
Birkaç Şiir-Poems (1976)

SADELEŞTİRME-DÜZENLEME
Dede Korkut (1938)
Bugünkü Dille Dede Korkut Masalları (1939)
Dedem Korkudun Kitabı (1973)
Katip Çelebi Hayatı, Şahsiyeti, Eserleri (1957)
Katip Çelebi’den Seçmeler (1938)
Kabusnâme (1944, Mercimek Ahmed’in Keykâvus’undan çeviri)
Eşkâl-i Zaman (1969, Ahmet Rasim’den)
Ferah-Cerbe Fetihnâmesi (1975, Zekeriyazâde’den)
Mevâ-idü’n Nefâis fi Kavaidi’l Mecâlis (Görgü ve Toplum Kuralları Üzerinde Ziyafet Sofraları) (2 cilt, 1978, Gelibolulu Mustafa Âli’den)
Hâlâtü’l Kahire mine’l Adâti’-z Zâhire (1984)

ELEŞTİRİ
Destursuz Bağa Girenler (1982)

Şiirlerinden Örnekler

BU VATAN KİMİN

Bu vatan toprağın kara bağrında
Sıradağlar gibi duranlarındır.
Bir tarih boyunca onun uğrunda
Kendini tarihe verenlerindir.

Tutuşup kül olan ocaklarından,

Şahlanıp köpüren ırmaklarından,
Hudutta gaza bayraklarından
Alnına ışıklar vuranlarındır.

Ardına bakmadan yollara düşen
Şimşek gibi çakan, sel gibi coşan
Huduttan hududa yol bulup koşan,
Cepheden cepheyi soranlarındır.

İleri atılıp sellercesine
Göğsünden vurulup tam ercesine,
Bir gül bahçesine girercesine,
Şu kara toprağa girenlerindir.

Tarihin dilinden düşmez bu destan,

Nehirler gazidir, dağlar kahraman,
Her taşı yakut olan bu vatan,
Can verme sırrına erenlerindir.

Gökyay’ım ne yazsan ziyade değil
Bu sevgi bir kuru ifade değil,
Sencileyin hasmı rüyada değil
Topun namlusundan görenlerindir

BEYAN-I AŞK

Âşıkım, başımda savrulup esen
Cünûn ikliminin bir hevâsıdır
Kalbimden yarattım sevdalımı ben
O, aşk cennetinin ilk Havvâ’sıdır.

Önünde nebiler günahkâr olur
Bedbahtlar aşkıyla bahtiyar olur
Ayak bastığı yer çemenzâr olur
Bu, ona hilkatin iltimasıdır.

İns ü cin tapmada cemaline hep
Bir şair taparsa ne olur acep
Bendeki bu garip hallere sebep
Elinin elimle bir temasıdır.

Bir seher vaktiydi daldım hayale
Rast geldim hüzn ile giden leyâle
En sonra bildim ki beni bu hale
Düşüren o şûhun tek iymâsıdır

Konmadı zülfüne gönül bilerek
Hayrandır; uçmayı unutsa gerek
Düşmedim bu hale ben şimdiye dek
Bu, başımın ilk ve son hummâsıdır.

Şaik dehr içinde çok âlem gördü.
Sevdiğinden az-çok bir sitem gördü

Derse ki; hep hicran, hep elem gördü
Divane gönlünün iftirasıdır.

YAS

Dökün yaprağınızı dallarım dökün
Akın yaslı yaslı sularım akın.
Bükün boynunuzu bayraklar bükün
Bir alınmaz kalem vardı yıkıldı…

Durmadan çalkanan bir kızıl deniz
Bir damla yaş gibi duruyor sessiz
Vatan ufkundaki en güzel çeyiz
En şanslı süs baktım yarı çekildi.

Kara haber; tipi eser, savrulur
Bir yanardağ gibi içim kavrulur
Vatanın kaderi bende yoğrulur
Yas olup, yaş olup gözden döküldü.

Gökyay’ım derdiyle adını anar
Bir kararsız kuştur dalına konar
Neresinde bilmez bir yara kanar
Saran gitti boyuncuğu büküldü.

SİTEM

Ay geçti, yıl döndü unuttu beni
Üstüne adını yazdığım ağaç
Açtın dertlerini kanattın beni
Atında türküler düzdüğüm ağaç
Sendeki yemişler böyle değildi.

Dört yana haber saldığım kuşlar
Yarı yolda unuttular haberi
Kırık kanatlarla döndüler geri
Artlarından bakıp kaldığım kuşlar
Benim bildiğim kuşlar böyle değildi.

Dilimce öterdi kuşlar dallarda
Lügatta geçmezdi senin sözlerin
Su gibi akardı adın dillerde
Dediğini anlardım bütün gözlerin
Gözlerde bakışlar böyle değildi.

Soran olmaz bizi yardan ağyardan
Ne çare namımız çoktan yitmiştir
Yol üstü çeşmeler bakar kenardan
Bizi bilen sular akıp gitmiştir.
Mermerde nakışlar böyle değildi.

Meyveden kırılan dallar nasılsa
Arzular içimde öyle kurudu
Bir dalda bin türlü meyve verirdi
Takvimde bahardı ne gün bakılsa
Ne deyim bu işler böyle değildi.

 

 

 

Genel | 0 Comments

   



Şair Orhan Seyfi Şirin’in Hayatı ve Eserleri

ORHAN SEYFİ ŞİRİN’İN HAYATI / ÖZGEÇMİŞİ

1961′de Eskişehir’de doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji bölümünden mezun oldu. İstanbul’da yaşıyor. TV program yapımcılığı, senaryo yazarlığı, yazarlık ve şairlik yapıyor. 100′e yakın şiiri bestelendi. Songül Karlı, Zeyno, Naide Polat, Seher Dilavon, Arif Nazım, Güler Işık, Kerem Özdemir gibi sanatçılar okudu. En çok bilineni Songül Karlı’nın okuduğu “Omuz Omuza.” Bu türkü 3 milyondan fazla sattı. “Yaşanmamış Sonbahar” (1985), “Devler ve Böcekler” (1990) isimli yayımlanmış iki şiir kitabı var. Çoğu bilimkurgu olmak üzere 30′a yakın kitap yazdı.

Şiirlerinden Örnekler

BENİM AŞKIM

Uçup uçup konamayan
Kör bir kuştur kördür aşkım
Ne sınır ne yasak tanır
Bulut bulut hürdür aşkım

Yüce dağlar doruğunda
El değmemiş kardır aşkım
Ne yapsam hep zarar gördüm
Ettiğim tek kârdır aşkım

Genç yaşımda sevdalandım
Tanrı gibi birdir aşkım
Sevdiğim anlar halimden
Başkasına sırdır aşkım

Dağlar çöller yollar aşar
Tuna gibi gürdür aşkım
Dokunduğu yeri yakar
Bir volkandır kordur aşkım

Başımı belaya sokar
Hem çılgın hem zordur aşkım
Fark eylemez bahtım yoksa
Terk eylemez yârdır aşkım

SAÇLARINI ZİNDAN ZİNDAN SAL BUGÜN

Bu sevda aklımı baştan alalı
Bir hırçın denizim deli dalgalı Bir Yunus ol göğsü pul pul kınalı
Gözlerime birer birer dal bugün

İç çekelim kör düğümlü yollara
Ya benim ol ya benimle öl bugün
Hıçkıralım boşa geçen yıllara
Gözlerimi yanağınla sil bugün

(Yanağımı kirpiğinle sil bu gün)

Teller bir bir koptu, paramparça saz
Dört duvar içinde esiyor poyraz
Müebbed gönlüme ne söylesen az
Saçlarını zindan zindan sal bugün

İç çekelim kör düğümlü yollara
Ya benim ol ya benimle öl bugün
Hıçkıralım boşa geçen yıllara
Gözlerimi yanağınla sil bugün

(Yanağımı kirpiğinle sil bugün)

Ya başlayıp yeni baştan sevdaya
Yanakların pençe pençe gül bugün
Kıralım kalemi nankör dünyaya
Ya başlangıç ya son olsun gel bugün
BİRLEŞSİN

Aşka hasret kalmış eller birleşsin Serin sular, kavruk çöller birleşsin
Bir denize aksın aşk ırmakları
Fırat’lar Tuna’lar Nil’ler birleşsin

Ölümsüz aşklara kıymaz yaradan
Yanaklar yazgılar yollar birleşsin
Perçemler yaşmaklar çıksın aradan
Yanaklar dudaklar diller birleşsin

Gönül baharında çiçekler solmaz
Kim demiş sevenler bahtiyar olmaz
Aşk başa düşünce hangi iş olmaz
Sevgilim yürekler kollar birleşsin

Yaylasına harman yerine kurban
Alnından damlayan terine kurban
Horonuna zeybeğine semahına kurban
Omuzlar dirsekler eller birleşsin

Birleşsin yazgılar birleşsin yollar
Birleşsin hasretle kurumuş diller
Şenlensin meydanlar vursun davullar
Sessiz boynu bükük kullar birleşsin

KURŞUNLANMIŞ RÜYALARIM

Hasret alevden bir gömlek içten içe kor
Önce gel sokul sineme sonra halim sor

Körpe goncam, al dudaklım sen aldın aklım
Gözlerimde binbir arzum, gönlümde saklım

Kurşunlanmış rüyalarım gel de hayra yor
Bir acı ver tanrım bana ayrılıktan zor

Ela gözlüm sarmaşığım, ümit ışığım
Sana hasret, sana hayran, sana aşığım

Sevdiğini saramayan bir biz kalmışız
Bizler aşk andını gülüm şeref bilmişiz

Tüm insanlar sağır şimdi bütün gözler kör
Al kalbimi sök yerinden yerden yere vur.

HİÇ BİTMEDİ KIŞIM BENİM

Ala karlı bir dağ idim
Hiç bitmedi kışım benim
Doğrulduğum günden beri
Dumanlıdır başım benim

Taşlarımı söktü seller
Çiçeğimi derdi eller
Yıllarımı çaldı kullar
Unutuldu yaşım benim

Ağaçlarım yaprak döktü
Ceylanlarım boynun büktü
Bir şimşek bağrımı yaktı
Yaralıdır döşüm benim

Gariplere el veririm
Şaşkınlara yol veririm
Güzellere gül veririm
Pay etmektir işim benim

Yakarırım göğe doğru
Akranımdır Ilgaz Ağrı
Yanar Kafkasların bağrı
Yağmalanır düşüm benim

Çavlanlarım çeker zikir
Bülbüllerim türkü okur
İçimde lavlar birikir
Buza keser dışım benim

Dolularım ak incidir
Fırtınalarım kincidir
Adım dostun sevincidir
Düşmanıma hışım benim

Oğul verdim arık oldu
Meyve verdim koruk oldu
Güz ayı pek buruk oldu
Ağulandı aşım benim

Dört mevsim de yara aldım
Gençliğimi yere çaldım
Orta yaşta ölüp kaldım
Taşa geçti dişim benim

“… Gözelerim ilaç artık
Yağmurlarım kırbaç artık
Tek duaya muhtaç artık
Yosun tutmuş taşım benim…”

 

Genel | 0 Comments

   



Akademisyen Yazar Orhan Okay’ın Hayatı ve Eserleri

ORHAN OKAY’IN HAYATI / ÖZGEÇMİŞİ

1931 yılında İstanbul’da doğdu. Vefa Lisesi’ni bitirdi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi ve Çapa Yüksek Öğretmen Okulu’nun Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu (1955). Artvin ve Diyarbakır liselerinde öğretmenlik yaptı. 1959′da Erzurum Atatürk Üniversitesi’nin Edebiyat Fakültesi’ne asistan olarak girdi. 1962′de Yeni Türk Edebiyatı doktoru, 1975′te doçent, 1988′de profesör oldu. 36 yıl çalıştığı Erzurum’dan 1994′te ayrılarak Sakarya Üniversitesi’ne geçti. 1996′da kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. İslam Ansiklopedisi’nde redaktör olarak çalıştı. Fatih Üniversitesi’nde ders verdi. Çeşitli dergi ve gazetelerde yayınlanmış dört yüz kadar makale ve deneme yayını bulunmaktadır.

ORHAN OKAY’IN ESERLERİ

Sanat ve Hayat,
Abdülhak Hamid’in Romantizmi,
İlk Türk Pozitivist ve Natüralisti Beşir Fuad, Batı Medeniyeti Karşısında Ahmed Midhat Efendi,
Şeyh Galip-Hüsn ü Aşk,
Sanat ve Edebiyat Yazıları,
Mehmed Akif,
Necip Fazıl Kısakürek,
Kültür ve Edebiyat Dünyamızdan,
Konuşmalar.

 

Genel | 0 Comments

   



Oyuncu Yönetmen ve Şair Orhan Alkaya’nın Hayatı ve Eserleri

ORHAN ALKAYA’NIN HAYATI / ÖZGEÇMİŞİ

(d. 1958, İstanbul)   Türk şair, yazar, tiyatro ve sinema oyuncusu, yönetmen, gazeteci. 1958′de İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Marmara Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu’nda eğitim gördü. İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda oyunculuk yaptı. 12 Eylül döneminde 1402 sayılı yasa ile işine son verildi. Ansiklopedi yazarlığı, gazetecilik, editörlük, danışmanlık yaptı. Halen İstanbul Şehir Tiyatroları’nda yönetmen. Şiirleri 1982′den başlayarak belli başlı edebiyat dergilerinde yayınlandı. Şiir Atı dergisinin ilk sayısını hazırladı. Cumhuriyet gazetesinde tiyatro eleştirileri yazıyor.

ORHAN ALKAYA’NIN ESERLERİ

ŞİİR
Parçalanmış Divan (1990)
A! Etika (1991)
Yenilgiler Tarihi (1994)
Erken Sözler (1999)
Tuz Günleri (2001)

Yönettiği oyunlar
Savaş ve Kadın
Hadi Öldürsene Canikom
Sersem Kocanın Kurnaz Karısı
Sahibinin Sesi
Godot’yu Beklerken

Filmografisi
İyi Saatte Olsunlar – 2004
Sarı Tebessüm – 1992
On Kadın – 1987
Seni Seviyorum – 1983

Şiirlerinden Örnekler

GİBİLER İMPARATORLUĞU

uzak sesler bekçisi akşamdı; sanmıştım
gün, içinde yokmuş bir define adası gibi
yokmuş gibi bir adı carmen
ve her aşkın ilk sözleri hiç yokmuş gibi
gibiler imparatorluğunu ıskalayarak kalırdı kırılmıştım demek kırılmaktan öyle farklıydı
işte aşkım ben nasıl da yalandı burada
gün akşamdı, akşamlı değil… ve karanlıklar
önüsıra eski bir şiire gönderirdi yalnız

bir gül nasıl yıkılırsa tıpkı öyle, bir gül
katmerleri arasına sıkışmış tarih çöplüğüyle
artık yalanlarım kadar çingeneydi, şöyle
bu akşam ölsem Gazali! kim anlar seni
anmadığımı şu şiirde? kim iki dize
ve ben sorularımla kızamıklı gibi
dökülürken önünüze
siz! bırakın bu şiiri ve
bırakın bu şiiri ve
bırakın bu şiiri
ve

NAKIŞ

bana yorgun, yoksul akşamlar verdin
sevincinde uzadı boynum hep o bilinmez yere
dinmeyen yağmurlardı, bir bulut kesimiydi dudakların
sen mi götürdün, yoksa ben nasıl geldim o bilinmez yere

bir duman bulutuydun sen, bana isyan verdin
tenimde silinmez izler bırakarak, nehirlere nakşolmuş izler
sen değil, senden bana kalanlar mıydı sevdiğim kokusuna sürün yerlerimde şimdi, nehirlere nakşolunmuş izler

son kuşlar döker kanatlarını, bana kanatlar verdin
dilsiz sözler, her biri biraz daha yalnızlığım
ve şimdi uçurumlar sığarken iki öpüş arasına
sensiz ben kime gitsem, biraz daha yalnızlığım

 

 

 

Genel | 0 Comments

   



Şair Orhon Murat Arıburnu’nun Hayatı ve Eserleri

ORHON MURAT ARIBURNU’NUN HAYATI / ÖZGEÇMİŞİ

1918′de İstanbul’da doğdu. 1935′te Konya Askeri Ortaokulu’nu bitirdi. Bursa Işıklar Askeri Lusesi’nden ayrıldı. Eğitimini İstanbul’da Haydarpaşa Lisesi’nde tamamladı 1938′de mezun oldu. Hukuk öğrenimini yarıda bıraktı. Bir süre Almanya’da filoloji okudu. Öğretmenlik, gazete muhabirliği, düzeltmenlik yaptı. İstanbul Belediyesi Hukuk İşleri’nde çalıştı.

İlk şiiri 1936′da “Edebiyat Dergisi”nde yayınlandı. Ardından Gün, Varlık, Genç Nesil, Yeditepe, Küçük Dergi, Yenilik, Gelecek gibi dergilerde şiirleri çıktı. 1947′de Türkiye’de ilk kez şiir sergisi açtı. Gündelik dille yazdığı genellikle kısa şiirleri, şaşırtıcılığı, alay ve yergi öğelerine dayanır. Biçim denemeleriyle Garip Şiir’e, konularıyla toplumcu şiire yakındır.

1946′da Şadan Kamil’in “Gençlik Günahı” filmiyle sinemaya girdi. 1951′de kendisinin oynayıp yönettiği ilk filmi “Yüzbaşı Tahsin”de Kurtuluş Savaşı’nı konu aldı. 1952′de çektiği “Sürgün” filminde yine Kurtuluş Savaşı’nda düşmanla işbirliği yapıp sürgüne gönderilenlerin öyküsünü anlattı. 1953′te çektiği “Kanlı Para” filmiyle 1′inci Türk Film Festivali’nde yönetmen, senaryo yazarı ve oyuncu olarak ödül aldı. 1954′te büyük ticari başarı kazanan “Beklenen Şarkı” filmini Cahide Sonku ve Sami Ayanoğlu ile birlikte yönetti. 1959′daki “Tütün Zamanı” filminde Yılmaz Güney’e şans tanıyan yönetmenlerden biri oldu.

Yaşamının son yıllarını Almanya Berlin’de geçirdi. 11 Nisan 1989′da Berlin’de yaşamını yitirdi. Diğer filmleri arasında “Ümitler Kırılınca” (1962), “Prangasız Mahkumlar” (1965), Ümit Kurbanları” (1967), “Anter” (1974) sayılabilir.

ORHON MURAT ARIBURNU’NUN ESERLERİ

ŞİİR
Kovan (1940)
Bu Yürek Sizin (Almanya’da hazırladı, 1982)
Buruk Dünya (şiirlerinden seçmeler, 1985)

OYUN
İnsan Gürültüye Gitmese (1972)

 

Genel | 0 Comments

   



Ünlü Yazar ve Şair Orhan Veli Kanık’ın Hayatı ve Eserleri

ORHAN VELİ KANIK’IN HAYATI / ÖZGEÇMİŞİ

13 Nisan 1914′te İstanbul’da doğdu. 14 Kasım 1950′de yine İstanbul’da yaşamını yitirdi. Cumhurbaşkanlığı Armoni Orkestrası şefi Veli Kanık’ın oğlu. Galatasaray Lisesi’nde başladığı eğitimini, babasının tayini nedeniyle Ankara’da tamamladı. 1933′te Ankara Gazi Lisesi’nden mezun oldu. Bir süre İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’ne devam etti. Bitirmeden ayrıldı. 1936′da Ankara’da PTT Genel Müdürlüğü’nde çalıştı. 1945′te Milli Eğitim Bakanlığı Tercüme Bürosu’na girdi. 1947′de bu görevden ayrılıp yaşamını yazarlık ve çevirmenlikle kazanmaya başladı. Mehmet Ali Aybar’ın çıkardığı “Hür” ve “Zincirli Hürriyet” gazetelerinde eleştiriler, 1948′de Ulus gazetesinde “Yolcu Notları” başlığıyla yazılar yazdı. 1 Ocak 1949′da yayınlamaya başladığı “Yaprak” dergisini 15 Haziran 1950′ye değin 28 sayı çıkardı. Ankara’da belediyenin açtığı bir çukura düşüp yaralandı. 4 gün sonra İstanbul’da bir dostunun evinde rahatsızlandı. Kaldırıldığı Cerrahpaşa Hastanesi’nde beyin kanaması sonucu yaşamını yitirdi. Rumelihisarı’ndaki Aşiyan Mezarlığı’nda toprağa verildi. 1 Şubat 1951′de anısına tek sayfalık “Son Yaprak” isimli bir degi çıkarıldı.

İlk şiirleri 1936′da Varlık dergisinde yayınlandı. Aruzu çok iyi bilen, hece şiirinin özelliklerini kavramış, çocukluk anılarını, aşk, özlem temalarını, uç bir duyarlılığa götüren genç bir şair olarak tanındı. Ahmet Muhip Dıranas, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Fransız simgeci şairlerden izler taşıyan ölçü ve uyağın çok iyi kullanıldığı, müzik öğelerinin belirgin olduğu şiirler yazdı. Asıl ününü çocukluk arkadaşları Oktay Rifat ve Melih Cevdet Anday’la birlikte 1941′de yayınladıkları “Garip” isimli kitabın adını taşıyan şiir akımını başlatarak kazandı. Garip’in Orhan Veli’nin yazdığı önsözünde, “hece ölçüsü ve uyağın şiiri yozlaştırdığı” savunuluyor, “şiirin insanın beş duyusuna değil, beynine seslenen bir söz sanatı olduğu” belirtiliyordu. “Şiire, egemen sınıfların beğenilerinin sonucu yerleşen kalıplaşmış öğeler kaldırılmalı, şairaneliğe son verilmeli ve şiir toplumun çoğunluğuna seslenmeliydi. Bu amaç da ancak yeni yollar ve yeni araçlarla gerçekleştirilebilirdi.” Orhan Veli ve arkadaşlarının Türk edebiyatında “Birinci Yeni” diye de adlandırılan bu çıkışları, şiirdeki sözcük hiyerarşisini ve parıltılı sözcüklerin egemenliğini yıktı. Sokaktaki insanı ön plana çıkardı, biçim şiirin kalıbıyken kendisi haline geldi. Yaprak dergisi döneminde şiirde yeni eğilimler içine giren Orhan Veli, şaşırtıcılıktan, yadırgatıcılıktan uzaklaşırken, duygular, yaşama sevinci, gündelik yaşamın ve sokaktaki insanların sorunlarına ağırlık vermeye başladı. Durmadan araştırmalar yaparak, yeni denemelerle şiirini sürekli ileri götürmeye çalıştı. Moliere, Gogol, Sartre gibi yazarlardan çeviriler yaptı, eleştiri ve öyküler yazdı. Nasrettin Hoca fıkralarını şiirleştirip “Nasrettin Hoca Hikayeleri” kitabında topladı.

ORHAN VELİ KANIK’IN ESERLERİ

ŞİİR
Garip 1941
Garip (1945, kendi şiirleriyle yeniden düzenledi)
Vazgeçemediğim 1945
Destan Gibi 1946
Yenisi 1947
Karşı 1949
Nasrettin Hoca Hikayeleri 1949
Bütün Şiirleri 1951

DÜZ YAZI
La Fontaine (iki kitap, 1948 La Fontaine’den masallar)
Nesir Yazıları (1953, ölümünden sonra)
Denize Doğru (1970, Nesir Yazıları’nın ikinci basımı)
Edebiyat Dünyamız 1975
Sanat ve Edebiyat Dünyamız 1982
Bindiğimiz Dal 1982

 

Genel | 0 Comments

   



Yazar ve Şair Orhan Seyfi Orhon’un Hayatı ve Eserleri

ORHAN SEYFİ ORHON’UN HAYATI / ÖZGEÇMİŞİ

23 Ekim 1890′da İstanbul’da doğdu. 22 Ağustos 1972′de İstanbul’da yaşamını yitirdi. 1914′te Hukuk Mektebi’ni bitirdi. Meclis-i Mesuban’ın Kavanin Kalemi’nde memurluk, ardından gazetecilik ve öğretmenlik yaptı. Kurtuluş Savaşı sırasında İstanbul Hükümeti’ni destekleyen “Aydede” dergisinde çalıştı. 1946′da CHP’den Zonguldak miletvekili seçildi. 1950′de gazeteciliğe döndü. 1960′tan sonra Adalet Partisi’ne girdi. 1965′te bu partiden İstanbul milletvekili seçildi. 1922-1946 arasında Milliyet, Tasvir-i Efkar, Cumhuriyet, Ulus, Zafer, Havadis gazetelerinde mizah ve köşe yazıları yazdı. Yaşamının son döneminde Son Havadis gazetesinde yazarlık yaptı. İlk şiirleri arkadaşlarıyla birlikte çıkardıkları “Hıyaban” isimli dergide yayınlandı. 1917′de Yeni Mecmua’da çıkan şiirleriyle adını duyurdu. Türk şiirinde “Hecenin Beş Şairi” grubundan biri olarak ün kazandı. Yusuf Ziya Ortaç’la birlikte Papağan, Güneş, Ayda Bir, Çınaraltı dergilerini çıkardı. Şiire Aruzla başladı. “Fırtına ve Kar” isimli uzun şiirinde bunun başarılı bir örneğini verdi. Daha sonra Milli Edebiyat ve Genç Kalemler akımlarının etkisinde kalarak hece veznine döndü. Hece ile yazdığı şiirlerinde yalın bir dil kullandı. Divan şiiri kalıplarını hece veznine uyarlayarak yazdığı gazel benzeri şiirleri de var. Yirmiden fazla şiiri bestelendi.

ORHAN SEYFİ ORHON’UN ESERLERİ

ŞİİR
Fırtına ve Kar (1919)
Peri Kızı ile Çoban Hikayesi (1919)
Gönülden Sesler (1922)
O Beyaz Bir Kuştu (1941)
Kervan (1946)
İşte Sevdiğim Dünya (1965)

DÜZ YAZI

Fiskeler (1922)
Asri Kerem (1942)
Dün Bugün Yarın (1943)
Kulaktan Kulağa (1943)
Hicivler (1950)
Gençlere Açık Mektup (1951)
Düğün Gecesi (1957)

 

Genel | 0 Comments

   



Nobel Ödüllü İlk Türk Yazar Orhan Pamuk’un Hayatı ve Eserleri

ORHAN PAMUK’UN HAYATI / ÖZGEÇMİŞİ

Ferit Orhan Pamuk (d. 7 Haziran 1952, İstanbul). 1952′de İstanbul’da doğdu. Liseyi Robert Koleji’nde bitirdi, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde üç yıl mimarlık eğitimi gördü. 1976′da İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü’nü bitirdi. 1974′den sonra yazmaya başladı. İlk romanı Cevdet Bey ve Oğulları 1979′da Milliyet Yayınları Roman Yarışması’nı kazandı. 1982′de yayınlanan bu kitap 1983 Orhan Kemal Roman Ödülü’nü de aldı. Aynı yıl ilk baskısı çıkan Sessiz Ev ile 1984 Madaralı Roman Ödülü’nü ve bu kitabın Fransa’da çıkan çevirisiyle de 1991 Prix de la Découverte Européenne’i (Avrupa Keşif Ödülü) kazandı. 1985′de yayınlanan tarihî romanı Beyaz Kale Pamuk’un ününü yurt içinde ve yurt dışında genişletti. 1990′da yayınlanan Kara Kitap, çağdaş Türk edebiyatının en fazla tartışılan romanlardan biri oldu. 2006′da Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan ilk Türk yazarı olarak tarihe geçti. Avrupa ve ABD’deki üniversitelerde ders verdi. Halen ABD’de yaşıyor.

Benim Adım Kırmızı (1998) Orhan Pamuk’un romancılığı postmodern roman kategorisinde değerlendirilmektedir. Eleştirmen Yıldız Ecevit, Orhan Pamuk’u “Okumak” adlı kitabında onun avangard romancılığını değerlendirmektedir. Özellikle Beyaz Kale, Kara Kitap, Yeni Hayat, Benim Adım Kırmızı’dan yola çıkarak bize kendisini ve olayların gelişimini anlatır. Aynı şekilde edebiyat tarihçisi Jale Parla da Don Kişot’tan Günümüze Roman adlı kapsamlı yapıtında, Benim Adım Kırmızı’dan hareketle Orhan Pamuk’un karşılaştırmalı edebiyat bağlamında irdeler. Parla’ya göre Pamuk, Türk romanının aldığı önemli dönemeçlerin sahibi olan bir yazardır. Doğu-batı sorunsalıyla estetik düzeyde hesaplaşmaya yönelen Ahmet Hamdi Tanpınar ve Oğuz Atay gibi önemli yazarlardan birisidir Pamuk; bu sorunsalı kültürel ve felsefi içerimleriyle edebiyatına taşımış, özellikle Kara Kitap’ta bu tema bağlamında önemli, çok katmanlı bir edebi metin örneği sergilemiştir.

Milliyetçi kesimlerce sık sık yerilen yazar, Derin Dalga diye adlandırılan, genç vatansever kesim tarafından “Batı’nın Türkiye’deki kalemi” olarak tanımlanmaktadır. Aynı çevrelerde isminin birlikte anıldığı yazarlar arasında Elif Şafak ve Yaşar Kemal gibi ünlü isimler de yer alıyor. Ayrıca yazılarında intihal (başka eserlerden kaynak göstermeden alıntı) yaptığı iddiaları da gündeme getirilmiştir.

Orhan Pamuk’un Nobel Edebiyat Ödülünü kazanması değişik tepkilerle karşılaştı. Yazarı görüşlerinden dolayı geçmişte eleştirmiş bazı kişiler kazandığı ödülden dolayı tebrik ederken, bazı kişiler ödülün Pamuk’a Türkiye’yi aşağılayıcı tutumundan dolayı verildiği iddiasında bulunarak Pamuk’a sırt çevirmeyi tercih ettiler. Orhan Pamuk Nobel ödülünü almadan on ay önce 19 Aralık 2005 Cumhuriyet Gazetesi’nde yayımlanan Erol Manisalı’nın “Orhan Pamuk Nobel’i Garantiledi” başlıklı yazısı Pamuk’un ödülü almasının ardından popülerleşti ve Orhan Pamuk’un Nobeli hakkındaki olumsuz eleştiriler bu yönde gelişti. TRT’de Banu Avar’ın hazırlayıp sunduğu “Sınırlar Arasında” adlı belgeselin Pamuk’un Nobel ödülünü almasından bir gün sonra yayımlanan bölümünde Pamuk, Nobel ödülleri ve İsveç ile ilgili olumsuz eleştiriler yer aldı. Demirtaş Ceyhun hazırladığı imza metininde Orham Pamuk’un kitaplarını “Amerikan patentli postmodern romanlar olarak” adlandırmış ve “Nobel ödülünün Pamuk’a verilmiş bir ücret” olduğunu söylemiştir. Basında Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in Orhan Pamuk’u kutlamadığına dikkat çekildi.

Orhan Pamuk’un yargılanmasına sebep olan Kürt ve Ermeniler hakkında söylemiş olduğu sözlerin yanında eserlerinde Atatürk hakkında kullandığı üslup ve yazıları da oldukça eleştirildi. Aşağıdaki paragraf yazarın kitaplarından alıntıdır:

Çocukluğunda kız kardeşiyle tarlada karga kovalayan sapık bir padişah… Sonra kasaba meydanına dolanır, Atatürk heykeline sıçan güvercinleri ayıplar… Atatürk kendini içkiye vermiş meyhane kalabalığına Cumhuriyet’i emanet etmiş olmanın güveniyle gülümsüyordu… Atatürk’ün leblebi zevkinin ülkemiz için ne büyük bir felaket olduğu…

Bir kısım edebiyatçı Orhan Pamuk’un eserlerindeki bazı bölümlerin diğer yazarlara ait başka eserlerden fazlasıyla esinlendiğini savunmakta, özellikle bazı romanlarındaki belli kısımların diğer kitaplardan neredeyse tamamen alıntı olduğunu öne sürmektedir. Hürriyet Gazetesi yazarı Murat Bardakçı 26 Mayıs 2002 tarihinde belgeleri ile yazarı sahtecilik ve intihal ile suçlamıştır. Murat Bardakçı’ya göre Orhan Pamuk’un Benim Adım Kırmızı romanı, hikayesi ve anlatım şekli ile Amerikalı yazar Norman Mailer’in Ancient Evenings adlı romanının bir kopyasıdır. Ayrıca suçlamalara göre Orhan Pamuk’un Beyaz Kale adlı romanı Fuad Carım’ın Kanuni Devrinde İstanbul isimli eserinden birebir pasajlar içermektedir. Orhan Pamuk günümüze dek bu konuyla ilgili herhangi bir açıklamada bulunmamıştır.

Yazar Orhan Pamuk, Das Magazin adlı haftalık İsviçre dergisine verdiği bir röportajda, “Bu topraklarda 30 bin Kürt ve 1 milyon Ermeni öldürüldü. Benden başka kimse bundan bahsetmeye cesaret edemedi” açıklamasında bulununca hakkında TCK’nın 301. maddesinden ‘Türklüğe hakaret’ davası açılmıştı.

16 Aralık 2005′de ilk duruşması yapılan Pamuk davası Adalet Bakanlığı’ndan beklenen yazı gelmediği için 7 Şubat 2006 tarihine ertelenmişti.

Şişli Asliye Ceza Mahkemesi, bu tür davalar için Adalet Bakanlığı’nın yazılı izninin gerektiğini belirtmiş ve izin verilip verilmediğinin sorulması için bakanlığa yazı yazılmasına karar vermiş, duruşmayı da 7 şubata ertelemişti. Duruşmanın ertelenmesi kararına AB yetkililerinden tepki gelmiş, yetkililer birbiri ardına eleştirilerde bulunmuştu.

Dava günü Şişli Adliyesi önündeki Pamuk ve yabancı yetkililere yönelik protesto gösterileri de, Türkiye ve dünya basınında önemli yer tutmuştu.

AB – Türkiye Karma Parlamento Eş Başkanı Joost Lagendijk, “hükümet, parlamentoya değişiklik yasası getirebilir. Yapılacak şey budur. Türkiye’nin imajına büyük bir zarar vermiştir. Avrupa’da kötü bir imaj doğmuştur. Ünlü bir yazar hakkında dava açarsanız, dışarıda milliyetçiler bu yazarı dövmek için arabasına saldırırsa, burada ciddi bir sorun vardır” demişti.

AP Türkiye Raportörü Camiel Eurlings de, hükümetin yazar Orhan Pamuk davasını düşürmesi gerektiğini belirterek, hükümet reform taahhüdüne sadık kalmalı şeklinde konuşmuştu.

Türkiye ile AB arasında ciddi gerilime neden olan Orhan Pamuk’un hakkındaki dava 22 Ocak 2006 tarihinde düştü.

Adalet Bakanlığı, Şişli İkinci Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderdiği yazıda, Yeni Ceza Yasası gereği izin yetkisi olmadığını hatırlatarak, Pamuk’un yargılanması için Adalet Bakanlığı’nın izin verdiğine ilişkin belge bulunmadığı gerekçesiyle davanın düşmesine karar vermişti.

ORHAN PAMUK’UN ESERLERİ

ROMAN
Cevdet Bey ve Oğulları (1982)
Sessiz Ev (1983)
Beyaz Kale (1985)
Kara Kitap (1990)
Yeni Hayat (1994)
Benim Adım Kırmızı (1998)
Kar (2002)
Masumiyet Müzesi (2008)

ANI
İstanbul: Hatıralar ve Şehir (2003)
Babamın Bavulu (2007)

SENARYO
Gizli Yüz (senaryo 1992)

Diğer
Öteki Renkler (denemelerinden ve söyleşilerinden seçmeler, 1999)
Manzaradan Parçalar (denemelerinden ve söyleşilerinden seçmeler, 2010)

ÖDÜLLERİ
1979 Milliyet Roman Yarışması Ödülü Karanlık ve Işık (iki yazar arasında paylaşıldı)
1983 Orhan Kemal Roman Ödülü Cevdet Bey ve Oğulları
1984 Madaralı Roman Ödülü Sessiz Ev
1990 Independent Yabancı Roman Ödülü (Birleşik Krallık) Beyaz Kale
1991 Prix de la Découverte Européene (Fransa) Sessiz Ev (Fransızca çevirisi nedeniyle)
1991 Antalya Altın Portakal film festivali en iyi senaryo Gizli Yüz
2002 Prix du Meilleur Livre Etranger (Fransa) Benim Adım Kırmızı
2003 Premio rinzane Cavour (İtalya) Benim Adım Kırmızı
2003 International Impac-Dublin Literary Award (İrlanda)
2005 Prix Médicis Etranger (Fransa) Kar
2005 Alman Yayıncılar Birliği’nin Barış Ödülü (Almanya)
2005 Richarda Huch Ödülü (Almanya)
2006 Le Prix Méditerranée étranger Ödülü (Fransa) Kar
2006 Nobel Edebiyat Ödülü
2008 Ovid Ödülü (Romanya)
2010 Norman Mailer Yaşam Boyu Başarı Ödülü (ABD)

 

 

Genel | 0 Comments

   



Ödüllü Yazar Orhan Kemal’in Hayatı ve Eserleri

ORHAN KEMAL’İN HAYATI / ÖZGEÇMİŞİ

(Mehmet Raşit Öğütçü) (d. 15 Eylül 1914 – ö. 2 Haziran 1970).

15 Eylül 1914′te Adana’nın Ceyhan ilçesinde doğdu. 2 Haziran 1970′te yaşamını yitirdi. Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi öykü ve roman yazarı. Asıl ismi Mehmet Raşit Öğütçü. İlk Büyük Millet Meclisi’nde Kastamonu Mebusu olan ve seçildiği Adalet Bakanlığı’ndan 3 gün sonra istifa ettirilip nerdeyse tüm İstiklal Mahkemeleri’nde yargılanan Abdülkadir Kemali Bey’in oğlu. Babasının, 1930′da Ahrar Fırkası’nı kurmak ve gazete çıkarmak yüzünden öldürülme korkusuyla Suriye’ye geçmesi üzerine, ortaokul son sınıfta öğrenimini yarıda bırakmak zorunda kaldı. Bir süre Suriye ve Lübnan’da yaşadı. 1932′de Adana’ya döndü. İşçilik, dokumacılık, ambar memurluğu, katiplik yaptı. 1939′da ilk şiirlerini de yazdığı askerliği esnasında, komünizm propagandası yapmak suçlamasıyla 5 yıl hapse mahkum oldu. Kayseri, Adana ve Bursa cezaevlerinde yattı. Bursa Cezaevi’nde Nâzım Hikmet’le tanışması yaşamının ve yazarlığının dönüm noktası oldu. 1943′te salıverildikten sonra Adana’ya döndü. Amelelik, sebze nakliyeciliği, Adana Verem Savaş Derneği’nde katiplik yaptı. 1950′de İstanbul’a yerleşti, hayatını yazılarıyla kazandı. 1966′da bir lokantadaki konuşmasında komünizm propagandası yaptığı suçlamasıyla yargılandı, beraat etti. Yaşamının son döneminde Bulgaristan ve Romanya Yazarlar Birliği’nin davetlisi olarak, daha çok da tedavi amacıyla Soyfa’ya gitti. 2 Haziran 1970′te Sofya’da tedavi edildiği hastanede beyin kanamasından öldü. İstanbul’da Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Hece ölçüsüyle Kayseri Cezaevi’nden yazıp gönderdiği ilk şiiri “Duvarlar” 1939′da Yedigün dergisinde “Reşad Kemal” imzasıyla yayınlandı. “Raşid Kemal” takma adıyla yazdığı şiirler Yedigün ve Yeni Mecmua’da çıktı. İlk romanı “Babaevi”nin bir bölümünü oluşturan “Balık” öyküsü, Yeni Edebiyat dergisinde 1940′ta yayınlandı. Bundan sonra çalışmalarını öyküde yoğunlaştırdı. “Orhan Kemal” adını ilk kez 1942′de “Yürüyüş” dergisinde yayınlanan şiir ve öykülerinde kullandı. Öyküleri, Varlık, Seçilmiş Hikayeler, Yeditepe başta olmak üzere dönemin tüm dergilerinde yer aldı. Gazetelere tefrika romanlar ve film senaryoları yazdı. Geçimini sağlamak, para kazanmak amacıyla durmadan yazdı.

“72. Koğuş, Murtaza, Eskici ve Oğulları, Kardeş Payı” adlı eserleri tiyatroya uyarlandı. Doğrudan oyun olarak 1964′te yazdığı tek eseri “İspinozlar”, “Yalova Kaymakamı” adıyla sahnelendi.

Öykü ve romanlarında günlük yaşamın değişik yönlerini işledi. Kahramanlarını çoğunlukla sömürülen, yoksul insanlardan seçti. Bu insanların yaşamlarını, sorunlarını, iç dünyalarını yansıtırken kinsiz, sevecen, umutlu bir yaklaşım benimsedi. “Babaevi”nde çocukluk yıllarını, “Avare Yıllar”da gençliğini anlattı. Eserlerinin hemen hepsinde toplumsal yapıdaki çelişkileri ustaca vurguladı. Güçlü gözlem gücüyle, özgün ve yalın anlatımıyla hâlâ çok okunan ve sevilen eserler yarattı. Eselerinde hızlı bir olay akışı ve devingenliğin yanısıra “diyaloglara” ağırlık verdiği dikkat çeker. Sanatının olgun döneminde daha çok Adana yöresindeki toprak ve fabrika işçilerini konu aldı. Çukurova’nın toplumsal ekonomik yapısındaki değişimin yöre halkı üzerindeki etkilerini inceledi. Ailesi 1971′den itibaren adına “Orhan Kemal Roman Armağanı” vermeye başladı.

ORHAN KEMAL’İN ESERLERİ

ÖYKÜ
Ekmek Kavgası 1949,
Sarhoşlar 1951,
Çamaşırcının Kızı 1952,
72. Koğuş 1954,
Grev 1954,
Arka Sokak 1956,
Kardeş Payı 1957,
Babil Kulesi 1957, Dünyada Harp Vardı 1963,
Mahalle Kavgası 1963,
İşsiz 1966,
Önce Ekmek 1968,
Küçükler ve Büyükler (ölümünden sonra) 1971.

Öykülerinden yapılan derlemeler Bilgi Yayınevi’nce dört cilt olarak yayınlandı:
1. Yağmur Yüklü Bulutlar 1974;
2. Kırmızı Küpeler 1974;
3. Oyuncu Kadın 1975;
4. Serseri Milyoner/İki Damla Gözyaşı 1976. Arslan Tomson, (ö.s.) 1976; İnci’nin Maceraları (ö.s.) 1979.

ROMAN
Baba Evi 1949,
Avare Yıllar 1950,
Murtaza 1952,
Cemile 1952,
Bereketli Topraklar Üzerinde 1954,
Suçlu 1957, Devlet Kuşu 1958,
Vukuat Var 1958,
Gavurun Kızı 1959,
Küçücük 1960,
Dünya Evi 1960,
El Kızı 1960,
Hanımın Çiftliği 1961,
Eskici ve Oğulları 1962 (Eskici Dükkanı adıyla 1970),
Gurbet Kuşları 1962,
Sokakların Çocuğu 1963,
Kanlı Topraklar 1963,
Bir Filiz Vardı 1965,
Müfettişler Müfettişi 1966,
Yalancı Dünya 1966,
Evlerden Biri 1966,
Arkadaş Islıkları 1968,
Sokaklardan Bir Kız 1968,
Üç Kağıtçı 1969,
Kötü Yol 1969,
Kaçak (ö.s.) 1970,
Tersine Dünya (ö.s.) 1986.

OYUN
İspinozlar 1965, 72. Koğuş 1967

ANI
Nazım Hikmet’le Üç buçuk Yıl 1965

İNCELEME
Senaryo Tekniği ve Senaryoculuğumuzla İlgili Notlar 1963

RÖPORTAJ
İstanbul’dan Çizgiler (ö.s.) 1971

ÖDÜLLERİ
1958 Sait Faik Hikaye Armağanı Kardeş Payı ile
1967 Ankara Sanatseverler Derneği Yılın En İyi Öykücüsü ödülü
1969 Sait Faik Hikaye Armağanı Önce Ekmek ile
1969 Türk Dil Kurumu Öykü Ödülü Önce Ekmek ile

 

Genel | 0 Comments

   



Araştırmacı Yazar Orhan Hançerlioğlu’nun Hayatı ve Eserleri

ORHAN HANÇERLİOĞLU’NUN HAYATI / ÖZGEÇMİŞİ

19 Ağustos 1916′da İstanbul’da doğdu. 9 Temmuz 1991′de İstanbul’da yaşamını yitirdi. Felsefe ve ekonomik alanındaki sözlük çalışmalarıyla tanınır. 1935′te Şişli Terakki Lisesi’nden mezun oldu. 1939′da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Meriç, Keşan ve Karaisalı’da kaymakamlık yaptı. İstanbul Belediye Müfettişi, Emniyet Şube Müdürü, Şehir Tiyatrosu Müdürü oldu. 1954′ten sonra Elektrik, Tramvay ve Tünel İşletmeleri Hukuk İşleri Müdürü olarak çalıştı. 1978′de emekliye ayrıldı. Edebiyata şiirle başladı. Bir süre öykü ile ilgilendi. Şadırvan dergisinin öykü yarışmasında birincilik kazandı. Beş Sanat, Varlık, Yeditepe, Yenilik, Ataç ve Türk Dili dergilerindeki ürünleriyle adını duyurdu. 1950′lerde romana yöneldi. 1951′den 1957′ye kadar her yıl bir roman yayınladı. Bu romanları birer büyük hikaye ölçüsünde dar tuttu. Ve her birinde yeni bir biçim denemesine girişti. Daha sonra felsefe ve ekonomi konularındaki çalışmalara ağırlık verdi. Ve temel başvuru niteliğinde birçok kitap hazırladı. Ruhbilim, felsefe, ekonomi, ticaret ve inanç sözlükleri de bunların arasındadır.

ORHAN HANÇERLİOĞLU’NUN ESERLERİ

ŞİİR
Kıvılcım (1936)

ROMAN
Karanlık Dünya (1951)
Büyük Balıklar (1952)
Oyun (1953)
Ekilmemiş Topraklar (1954)
Ali (1955)
Kutu Kutu İçinde (1956)
Yedinci Gün (1957)
Bordamıza Vuran Deniz (1960)
Başka Dünyalar (Karanlık Dünya, Oyun, Kutu Kutu İçinde romanlarının toplu baskısı, 1962)
Bütün Romanları (2 cilt, 1981)

ÖYKÜ
İnsansız Şehir (1953)

İNCELEME
Erdem Açısından Düşünce Tarihi (1963)
Mutluluk Düşüncesi (1965)
Başlangıcından Bugüne Kadar Özgürlük Düşüncesi (1966)
Felsefe Sözlüğü (1967)
Düşünce Tarihi (1970)
Ekonomi Sözlüğü (1972)
İnanç Sözlüğü (1975)
Felsefe Ansiklopedisi Kavramlar ve Akımlar (7 cilt, 1976-1980)
Felsefe Ansiklopedisi Düşünürler Bölümü (2 cilt, 1985)
Ticaret Sözlüğü (1982)
Ruhbilim Sözlüğü (1988)

ÖDÜLLERİ

1956 Türk Dil Kurumu Roman Ödülü, Ali ile

 

 

Genel | 0 Comments